Yazı kategorisi: ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ, GİRİŞİMCİLİK

KONYA AYDINLAR YEDEK PARÇA’DA METOD MÜHENDİSİ OLARAK ÇALIŞAN BİR ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ,INNOPARK’TA GİRİŞİMCİLİK ÜZERİNE ÇALIŞMALARDA BULUNAN,NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ’NDE YÜKSEK LİSANS ÖĞRENCİSİ,İŞLETME ÜZERİNE ÇİFT DAL YAPAN DİLARA ARI İLE RÖPORTAJ ZAMANI…

Merhaba sevgili okurlarım.Yepyeni bir röportajla karşınızdayım.Başlamak için sabırsızlanıyorum.O halde başlayalım:))

RÖPORTÖR: Merhaba Dilara Hanım.Nasılsınız?

KİŞİ: İyiyim,teşekkür ederim siz?

RÖPORTÖR: Ben de iyiyim teşekkür ederim.O halde başlayalım.Öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz?
KİŞİ: İsmim Dilara ARI.23 yaşındayım.Endüstri mühendisiyim.Antalyalıyım.Selçuk Üniversitesi’nde okudum.İşletme’den çift dal yaptım.Yönetici olma hayalim var.Bu yüzden kendimi geliştirmeye çalışıyorum.4.sınıfın ikinci döneminde Hidrokon’da Arge’de endüstri mühendisi olarak 8 ay  çalıştım.Aydınlar Yedek Parça’da Arge departmanında çalışıyorum. Metod geliştirme ekibi içerisindeyim.Mühendislik ofisi olarak geçiyor çalıştığım yer.4 ay oldu orada başlayalı. Zaman ve metod etütleri yapıyoruz.Bir çok endüstri mühendisi var çalıştığım yerde.Şuanda yüksek lisans yapıyorum Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde.Şuan yüksek lisansımın konusu için spesifik bir şey belirlemedik danışman hocamla.Çünkü ben bunu çalıştığım firmaya uyarlamak istedim.Çalıştığım firmada hangi problemlerin var olduğunu bulup,bunun iç girişimciliğini yaparak belli çözümler getirmek istiyorum.Bunun için henüz karar vermedim spesifik bir konuya.Üretim planlamada çalışmak istiyorum şuan.Problemin bu yönde olduğunu gördüm. Gezgin satıcı problemi kavramını öğreneceksiniz ileride.O zaman daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum.

RÖPORTÖR:Sizce bir Endüstri Mühendisi adayı hangi özelliklere sahip olmalıdır?

KİŞİ: Bir kere endüstri mühendisi insan mühendisidir. Her şeyden önce sistem mühendisidir.Sistemin girdileri,çıktıları ve süreçleri vardır.Süreçlerde iyileştirmeler yaparız.İmalat sektörünün süreçleri olabilir.Her zaman için “en ucuz ve en iyi nasıl olur”şeklinde düşünmemiz gerekir. Yani verim önemlidir. Pazardaki sektöre nasıl hitap edebilmesi gerektiğini bilmesi lazım bir endüstri mühendisinin.Her şeyden biraz biraz denen endüstri mühendisi için yanlış tanımlama olduğunu düşünüyorum.Yurtdışında endüstri mühendisliği yoktur.Yerine sistem mühendisliği ya da işletme mühendisliği vardır.Bu konuyu ülkemizde uyarlayan üniversitelerden bir tanesi Koç Ünversitesi’dir.Endüstri Mühendisi için %60 makina, %35 yönetim, %5 bilgisayar verebiliriz.İşletme mühendisliğinde ise %60 yönetim,%35 makina ,%5 bilgisayar olarak verebiliriz.Bunları anlatmamın sebebi;her sektörde çalışabildiği için iletişiminin iyi olması gerektiğidir.Bu yüzden girişken,aktif,atılgan ve sosyal bir kişiliğe sahip olmalıdır bir endüstri mühendisi.Yani tuttuğunu koparan cinsten olmalıdır.İçine kapanık,kendini ifade edemeyen birisi endüstri mühendisi olamaz.İnsanlarla iletişimi iyi olmalıdır.Kısacası sosyalliğin ön planda olduğu kişilikler diyebiliriz.

RÖPORTÖR: Üniversitede kendinizi geliştirmek için neler yaptınız?Verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?

KİŞİ: Endüstri mühendisleri sistem geliştiren mühendislerdir.Sistem geliştirmek için sistemin girdilerini bilmesi gerekiyor.Bu bilgileri öğrenmenin yanında kendinizi eksikliklerinize göre geliştirmeniz gerekiyor.Mesela ben topluluk önünde konuşamıyordum.Bu fobiyi yenmek için tiyatro topluluğuna katıldım.O fobiyi kırdım. Birinci sınıftan beri endüstri mühendislerinin okuması gereken kitaplar listesinden kitapları okumaya başladım.”AMAÇ” diye bir kitap vardı ve onu okudum.Üretim Planlama dersi alındıktan sonra okunmalıdır.Hatta 2 veya 3 kez okunmalıdır.Bu kitabın devamı niteliğinde “HIZ” kitabı vardı ve onu okudum.Bunu okumanızı tavsiye ederim.6 Sigma anlatılıyor.Kalite sistemleriyle ilgili.”TOYOTA RUHU” kitabını okudum. 5S Kaizen ile ilgili  bir kitap. Kaizen demek; düzenlilik ve temizlik demektir.Endüstri mühendisliğinin temelini Toyota oluşturur. Sıfır hata gibi konularda öncü olmuş bir firmadır TOYOTA.Kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. “OTOMATİK PORTAKAL” ve “ŞİMDİ ANLADIM” kitabını okudum..Birinci ve ikinci sınıfta kitap öneremeyebilirim. Çünkü biz aslında 2.sınıfın 2.döneminde hatta 3.sınıfta bu işi öğrenmeye başlıyoruz.Bu yüzden 3. ve 4. sınfta bu kitapları okumanız taraftarıyım.Sıfır hata ile üretim yapmak istiyordum fabrikada.Tekrar “TOYOTA RUHU” kitabını okudum. Sadece iş hayatı kitapları okumanıza gerek yok.Her alanda okumanızı tavsiye ederim.Bence bir kitabı okurken önemli yerlerin altını çizmelisiniz.Daha sonra elinize aldığınızda önemli yerleri görebilmek ve tekrarlayabilmek açısından.

Bence endüstri mühendisi sizin gibi olmalı.Girişken,atılgan ve sosyal olmalı.Öncelikle işini sevmeli.Çünkü ömrünün geri kalanını bu meslekle geçirecek.Bence bir endüstri mühendisi  kültürel olarak gelişmeli.Örnek bir insan olmalı toplum içinde.Filmler,müzeler,geziler olmalı hayatında.Sosyal kulüplere katılımı olmalı.2. sınıfın birinci döneminde Selçuk’ta kulüp kurduk.Mühendislik kulübü oldu.Öyle bir yapıya katılmış olmam çok şey kattı bana.60 kişiyi yönlendirebiliyordum. Hatta bununla ilgili bir mülakat sorum oldu.Hidrokon’un mülakat sınavındayken liderlik özelliğini nerede kullandığımı sordu insan kaynakları müdürü.Ben de üniversitede bir topluluğum olduğunu ve insanları orada yönlendirebildiğimi söyledim. Birinci ve ikinci sınıfta sosyal olmalısınız,üçüncü ve dördüncü sınıfta derslere daha fazla önem vermelisiniz.Simülasyon,yöneylem,tesis tasarım dersleri çok önemlidir.KOÇ Üniversitesi’nde INDEX adında yapılan konferansa ve Boğaziçi Üniversitesi’nde OKUL adındaki programa bir kez katılmanızı öneriyorum.Vaka analizi yarışmalarına katılmanızı öneririm.Bir endüstri mühendisi  problem çözücü bir sistem çözücüdür. Mesela bir firma bir sorunu olduğunda bu tarz yerlere gidiyor ve anlatıyor.İTÜ, ODTÜ gibi yerler de vaka analizi yarışması düzenliyor endüstri mühendislerine yönelik. Optimal şekilde bir çözüm getirilmesini istiyorlar.Siz ekibinizi oluşturuyorsunuz.Size bir vaka gönderiyorlar ,siz de ekibinizle beraber bir çözüm getiriyorsunuz.Bir hafta çalışıyorsunuz.20 kişi seçiliyor.Onlara tekrar vaka gönderiyorlar.Sonra 8 grup seçiliyor. En sonunda İTÜ’ye giderek jüri karşısına çıkıyorlar.Bizim zamanımızda bu şekilde ilerliyordu.Hocalarımızdan da destek aldık. O dönemde lojistik sektöründe çalışmak istiyordum. Bu yüzden lojistik firmalarının düzenlediği vaka analizi yarışmalarına katılmaya çalıştım.Burada seçmek istediğiniz alan çok önemli.Dersleri gördükçe meslek ve alanlar kafanızda daha çok  oturmaya başlayacak. Ama bu sizin için daha kolay.Çünkü siz satış ve pazarlama alanında ilerlemek istediğiniz için sizin  yolunuzu çizmekte zorlanacağınızı düşünmüyorum. Pazarlama alanına hiç yönelmedim.Bu alanda size fazla yardımcı olamayacağım. Şuan Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret Ve Lojistik bölümünü okumaya başladım. Çünkü ilgi alanım hep lojistik oldu.Kendimi bu alanda geliştirmek istedim.Arkadaşlarım “artık okuma iki okul okudun “diyorlardı.Ama bu benim için yeterli olmuyordu.İlgi duyduğum bir şey bana zor gelmiyordu.

Bir endüstri mühendisi İngilizce’yi iyi bilmelidir. Bizim kaynaklarımız İngilizce oluyor. Mühendisliğin temelinde İngilizce var zaten.Sizin bölümünüz İngilizce.Bence bu çok önemli bir avantaj sizin  için. Erasmus yapmanızı öneririm. Bence 3.sınıfta yapmalısınız. 4. sınıf sizin için öğrendiklerinizin çıktısı oluyor. Bu yüzden son sınıfa kadar elinizden geldiği kadar kendinizi geliştirmelisiniz.

Bizim bölümümüzde üç tane staj vardı. İlk sınıfta imalat,ikinci sınıfta hizmet,üçüncü sınıfta yönetim stajı vardı. Hizmet stajını kurumsal bir bankada ya da hastahanede yapmanızı öneririm. Gerçekten öyle bir yerde işleyen süreci görmenizi tavsiye ederim. Üretim planlama dersini çok iyi öğrenmelisiniz. Üretim Planlama fabrikanın beynidir.Bence staj yaptığınız yerde kimin yanında yaptığınıza dikkat etmeniz gerekiyor. 4.sınıftayken hocam beni stajdan geçirmedi.Bu yüzden 4. sınıfta Innopark’ta bir işe girdim. Innopark, Konya’da girişimcilik eğitimlerinin verildiği bir yer.Tamamen bir girişimcilik.Fatih Mehmet Botsalı diye bir hocamız var. Innopak’ı açtı. Oranın genel müdürü şuanda.Orada girişimcilikle ilgili çalışmalar yapıyor. Orada yönetim ekibiyle aram çok iyi oldu.

Hidrokon Mühendislik Akademisi diye bir yer vardı.Bir dönem orada çalışmalarda bulundum.Mühendislik öğrencilerinin okul dışında bir şeyler yapmasını sağlıyordu. Paralı eğitimler verildiği gibi burs imkanları da vardı.Sürekli inovasyonla ilgili bir şeyler araştırıyordum.

Gönüllü stajım olmadı ama sosyal sorumluluk projelerinde yer aldım.

RÖPORTÖR: “Okul ortalaması,staj,kendini geliştirmek(sosyallik,aktiflik,network),yabancı dil ve okul markası”gibi durumları sıralama yapmış olsaydınız nasıl yapardınız?

KİŞİ: Okul ortalamasına dikkat ediyorlar. Sizin ne kadar düzenli olduğunuza ve ne kadar ciddiye aldığınıza dikkat etmiş oluyorlar bence.İşveren böyle düşünüyor. Dersleri önemsemeden başarıya ulaşmak biraz zordur.Dersler bize bilgiyi öğretmez.Bilgiye nasıl ulaşacağımızı öğretir. Okuldan her şeyi öğrenebileceğinizi düşünmek mantıksız olur.Kendiniz okul dışında bir şeyler yapmalısınız öğrenmek için.

Okul markasını en sona koyardım.Sizin ne kadar kendinizi geliştirdiğinizle alakalı bu durum tamamen.Birinci sıraya yabancı dil koyardım.İkinciye kendini geliştirmeyi koyardım.Yani bilgiyi öğrenene kadar yırtıcı olmalısınız stajlarınızda.Bilgiyi öğrenene kadar yırtınmanız gerekiyor.Üçüncü sıraya okul ortalamasını koyardım.Dördüncü olarak da okul markası demek isterdim.İşveren için nereden mezun olduğunun çok da bir önemi yok.Tek farkı dilleri bizden çok iyi.Aslında aynı eğitimi alıyoruz.Kendinizi ifade etmeniz,yabancı diliniz,konuşmanız ve hitabetiniz iyi olup aynı zamanda kendinizi gerçekten geliştirdiyseniz Odtü’lü sizin  yanınızda az kalır.Artı olarak çift dal yaptığınızda bu sizi bir adım öne çıkaracaktır. İşveren çalışan alırken sosyal olmanıza da bakar. Sosyalliğiniz ve girişkenliğiniz var,bölümü İngilizce okuyorsunuz, kendinizi çok güzel ifade edebiliyorsunuz aynı zamanda ortalamanız da iyi.Bu durumda gayet güzel gidiyorsunuz.Zaten alanınızı da seçmişsiniz.Bence çok doğru bir yoldasınız.Bir tanıdığım var,okul birincisiydi.3.80 ortalaması vardı.Ama şuan işsiz.Sebebi ise sosyal olmaması.Belli bir network alanı yoktu.Yani her şey okul ortalaması da değildir.

RÖPORTÖR: Hangi programları bilmemiz gerekiyor?

KİŞİ: EXCEL’i çok iyi bilmeniz gerekiyor.”NETSİS” önemli bir programdır.Hepsinin temel mantığı aynıdır.Yani pek çok programa temel olarak hakim olmanız gerekiyor.Kendinizi yazılımda geliştirmek istiyorsanız C# öğrenebilirsiniz.Benim bitirme projemdi.Udemy’den C# öğrendim.Makrodan ve mikrodan benim sıkıntım vardı.Ondan da paket aldım aynı şekilde.Okul bittikten sonra yine çalışıyorsunuz.Hiçbir zaman bitmiyor. Solidworks ve Autocad göstermişlerdi bize. Ben eğer bir Arçelik firmasında çalışıyor olsaydım bilmek zorundaydım.Çok iyi bilmeseniz de her şeyden bilginizin olması gerekiyor.Benim ilgimi çekmemişti ama öğreneyim dedim.Aynı zamanda “ARENA” programı isteniyor bazı  işverenler tarafından.

RÖPORTÖR: Yüksek lisanstan bahseder misiniz?

KİŞİ:Okul bittikten hemen sonra başladım.Şuan için ders dönemindeyim.Tez dönemine geçeceğim. Mezun olduğunuz okulda yapmanız sizin için avantajdır.Size bir bilim sınavı yapıyorlar.Bunda 4 yılda gördüğünüz her dersten sorumlusunuz.Oradan belli bir puan alıp,okul ortalamanızın en az 2.50 olmasıyla,Ales’ten ve YDS’den de iyi bir puan almanız dahilinde yüksek lisans öğrencisi olmanız mümkün.ALES’ten 82,YDS’den de 81 aldım.Bazı üniversiteler sözlü mülakatla alıyorlar.Bazıları almıyorlar bu şekilde.Lisanstan farkı daha özgürce araştırmalar ve deneyler yapabileceğiniz bir ortam sağlaması oluyor.

RÖPORTÖR:Çift daldan bahseder misiniz?

KİŞİ:Çift dal çok yorucu oluyor ama size gerçekten çok şey katıyor. İşletmeden yapmıştım ve gerçekten çok sevdim.Orada finans dersleri aldıkça daha çok sevdim.Herkesin dersi yarım gün olurken sizin dersiniz tam gün oluyor.Oradan oraya gidiyorsunuz.Benim için avantajı devamsızlık sıkıntısı olmamasıydı.İlk yıl on iki saat boyunca okulda kaldığım durumları biliyorum.Vizeler çakışıyor ve mazeret sınavına girmek zorunda kalıyorsunuz.Bir şekilde halletmiş oluyorsunuz aslında.Çift dal için en az 3.00 ortalamanız olması gerekiyor.Bir de sınıfın yüzde yirmilik kısmında olmanız gerekiyor.İki diplomanız oluyor sonunda.Ben çok yararlı olduğunu düşünüyorum.

RÖPORTÖR:Tavsiye edebileceğiniz bloglar ve dergiler var mıdır?

KİŞİ: “Fizikist”sitesini tavsiye ederim.İngilizce makaleler okuduğum uygulamalar var.Medium gibi.Bilim,uzay gibi şeyleri seviyorum. “endüstrimühendisliği.com” tavsiye edebileceklerim arasında.

RÖPORTÖR: Girişimcilikle ilgili tavsiyeleriniz nelerdir?Innopark neresidir?

KİŞİ:Innopark,girişimciyi yönlendiren bir yapı. Innopark’a fikrinizi alıp gidersiniz.Sizin neye ihtiyacınız varsa size o ihtiyacı sağlar.Mesela sizin  ekibinize bilgisayar mühendisi lazımsa size buluyorlar.Size mentor atıyorlar.Aynı zamanda gerekli eğitimleri veriyorlar.Aktif ve sosyal bir yerdir.

Aslında girişimcilik bulunduğunuz yerde başlıyor.İki tip girişimcilik vardır.İç ve dış girişimcilik diye.İç girişimcilik,kendi bulunduğunuz ortamdaki bir soruna karşı yaptığınız girişimciliğe denir.Staj yerinde bir problem alıp çözmeye çalışırsanız burada iç girişimci olursunuz.Bir fikriniz vardır mesela ve bunu ticarete dökmeye çalışıyorsunuz.Buna da dış girişimci demiş oluyoruz.”YENİDEN BAŞLA” isminde bir kitap var.Okumanızı tavsiye ederim.Kitapta nasıl iş fikri bulabileceğiniz,nasıl problem bulacağınız ile ilgili bir kitap.Orada tüm yanlışlarınızı öğrenerek fikrinizi ona göre şekillendiriyorsunuz.

RÖPORTÖR:.Çok teşekkür ederim her şey için.Çok verimli bir sohbetti.

KİŞİ:Rica ederim.İyi günler.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Huriye Büşra Öztürk dahil, gülümseyen insanlar, yakın çekim ve iç mekan

Bugünkü röportajımızın da sonuna geldik.Ben sohbetten çok keyif aldım.Umarım sizler de keyif alırsınız.Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle:))

HURİYE BÜŞRA ÖZTÜRK

 

Reklamlar
Yazı kategorisi: ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ, GİRİŞİMCİLİK

KONYA GIDA TARIM ÜNİVERSİTESİ ‘NDE ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ,ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ’NDE YÜKSEK LİSANS ÖĞRENCİSİ,ANKARA VE KONYA’DA SEKTÖR BİLGİSİ OLAN BİRİ OLAN ŞEYMA ZEYNEP ÖZDOĞAN İLE RÖPORTAJ ZAMANI…

Merhaba sevgili okurlarım.Yepyeni bir röportajla karşınızdayım.O zaman başlayalım beraber:)))

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Huriye Büşra Öztürk dahil, gülümseyen insanlar, oturan insanlar ve iç mekan

RÖPORTÖR: Öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz? Şeyma Zeynep ÖZDOĞAN kimdir?

KİŞİ: Ankara-Yenimahalle doğumluyum.1 tane kardeşim var.Liseyi Ankara’da okudum.Sonrasında Selçuk Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’ni kazandım. Üniversitemi ve hocalarımı çok seviyordum gerçekten.Mezun olduktan sonra düşüncelerim biraz değişti aslında.2015 yılında Endüstri Mühendisliği’nden mezun oldum.Mezun olduktan sonra EVS adında gönüllü hizmetleri projesine gittim Portekiz’e.Bir yıl boyunca kaldım.O süreçte dilimi geliştirmem gerektiğini biliyordum ve hedefim bu yöndeydi.Anadolu lisesi çıkışlıydım. Selçuk’ta bölümüm İngilizce olmadığı  için İngilizce’yi geliştirmem gerektiğinin farkına vardım.Seviyesi kötüydü ve bir yılda da üst seviyelere çıkardım. Sonrasında da Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde yüksek lisansa başladım. Şu anda da Konya Gıda Tarım Üniversitesi’nde  araştırma görevlisi olarak çalışıyorum Endüstri Mühendisliği bölümünde.

RÖPORTÖR: Üniversite hayatınızda kendinizi geliştirmek adına yaptığınız şeylerden bahseder misiniz?
KİŞİ: Aslında ben akademik kariyeri hiç düşünmedim üniversitedeyken. Daha çok özel sektörde çalışmak istiyordum.Sürekli Konya’daki sanayilerden kendime staj ayarlamaya çalışıyordum.Selçuk Üniversitesi’nde üç tane staj vardı.Zorunlu dışında kendim de iki tane staj yaptım. Okul sürecindeyken özel sektörde çalıştım.Bu benim için çok iyi oldu.Özel sektörde çalışmamam gerektiğini öğrendim.Onun dışında  derslere verdiğim bir ağırlığım vardı.Dilimi geliştirmem gerektiğinin farkındaydım.Dil kursları, Excel kursları gibi kurslara gittim.Hocalarımız Excel’i çok iyi bilmemiz gerektiğini söylerlerdi hep. Yabancı dilin ve Excel’in çok iyi bilinmesi gerektiğini söylerlerdi.İlerisi için çok yoğun dönemler geçirdim.Şöyle söyleyeyim;kendinizi ne kadar geliştirirseniz o kadar ileriye gidersiniz.Bu sadece dil olarak değil her konuda böyle olmalı.

RÖPORTÖR: Bir endüstri mühendisinin başlı başına bilmesi gereken programlar nelerdir?

KİŞİ:  Olasılık ve simülasyon programlarını kullanabileceğimiz ARENA programı, SPSS programı, AUTOCAD, SOLIDWORKS,OFFICE PROGRAMLARI zorunlu olarak bilinmelidir. Şuan arkadaşlarımdan en çok kazananlar C# ‘a önem verenlerdir.Bu tamamen tercih meselesidir.Yazılım konusunda çok iyi değildim.Açıkçası tercih konusu olduğunu düşünüyorum yazılımın bir endüstri mühendisi için. İlginiz varsa tavsiye ediyorum ama ilginiz yoksa zorlamak zorunda değilsiniz kendinizi.Aslında bir endüstri mühendisi bir yazılımcı değildir.İsteyen insanın yönelmesi gereken bir alandır. İşveren de seni işe alırken ona göre maaş verecektir. Vaktin varsa programın kodunu yazmaya çalış ama yoksa sadece programı kullanmak yeterlidir. Endüstri mühendisliği disiplinler arası mühendislik olarak geçer. Yani pek çok mühendislik dalıyla ilgili olmalıdır.Hangi alanda iyiysen o alana yönelmen gerekiyor.Birinci  sınıfta Excel dersi verilmişti.Pek fazla önemsememiştim o dönem. Daha sonrasında kurslar arayarak telafi ettim.Bu döneme bakarsak öncekinden daha gelişmiş.Eskiden bu kadar bilinç ve gelişmişlik yoktu.Benim tek tavsiyem açık görüşlü olun ve okuyun.Ne istediğinizi yani hangi alanı istediğinizi ilk sınıfta bilemezsiniz.Sürekli araştırmanız gerekiyor. İnternette her şey var artık.Tüm verilen eğitimler bunu uygulayabilmeniz için veriliyor.Hangi alanda iyiyseniz o alana yönelmeniz gerekiyor.

RÖPORTÖR: Endüstri mühendisliğinde akademik boyut nasıldır?Bir EM öğrencisine bu yöndeki tavsiyeleriniz neler olurdu?

KİŞİ: Hangi alanı seçeceğimi ben de bilmiyordum aslında. Yurtdışına gidince farklı bir bakış açısı oldu bende. Benim ülkeye faydalı bir şeyler yapmam gerektiğinin farkına vardım.Bunun yolu da bilim yapmamdı.Bilimin geçtiği yol da akademik hayattı.Çünkü özel sektörde patrona göre hareket etmen gerekiyor.Öncelikli olarak bu sektör için ortalamanın iyi olması gerekiyor. En az üç ortalama yapmalısınız diye düşünüyorum.Ama sıralama önemli.Seninle beraber başvuran kişilere göre durumun önemli.Bence şuan açılan akademik ilanları incelesinler.Başvuru için nasıl şartlar gerektiriyor diyerek bakmalarını tavsiye ederim. Görecekler zaten yabancı dilin önemini.  YDS ve YÖKDİL’den iyi bir puan almaları gerekiyor.Aynı zamanda ALES puanı da iyi olmalı.Zaten bir endüstri mühendisinin ALES’ten düşük alması beklenemez. Puanlar ne kadar yüksek olursa o kadar iyi.Yani rakipler önemli.Başvuruyu yaptıktan sonra mülakata 10 kişi çağrıldı. Öncelikle bir yazılı sınav yaptılar endüstri mühendisliğiyle ilgili konuların hepsini içeren.Yöneylem,olasılık,istatistik gibi konulardan çıkmıştı sınavlarda.Mülakat olan yerlerin daha riskli olduğunu düşünüyorum.Genelde adil olmadığı durumlar da oluyor.

RÖPORTÖR: İngilizce için verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?(YDS)

KİŞİ: İngilizce açısından eğitim almadım üniversitede. Fakat mezun olduktan sonra yurtdışına gittim. Speaking olarak gerçekten çok ilerledim.Geldiğimde YDS’den 40 aldım.Çünkü YDS Speaking bölümü olmayan bir sınavdı. Sonra Akın Dil’den bir paket aldım.Eve kapandım 2-3 ay.Sonucunda YDS’den 78.5 aldım. Şu düşünce vardı aklımda; yurtdışına gittiğim için İngilizce’yi kanıtlamam gerektiği şeklinde. Onun gerginliği vardı aslında.Akın Dil’in paketlerini tavsiye ederim. Henüz birinci sınıf olan birinin yavaş yavaş başlaması gerektiği taraftarıyım. ODTÜ gibi metinlerini okumaya çalışmalısınız.Birinci sınıftan düzenli bakılmasında fayda olduğunu düşünüyorum.

RÖPORTÖR: Gönüllü staj yaptınız mı?Zorunlu stajlarınızı nerede yaptınız?Hangi departmanlarda yaptınız?
KİŞİ: Selçuk Üniversitesi’nde  3 tane stajımız vardı zorunlu olarak. Üretim, İşletme ve Yönetim olarak üç taneydi. İşletme ve yönetim stajını bankada ya da hastahanede yapmak çok sağlıklı olmuyordu. Staj defterini doldurmak adına fazla iyi olmuyordu az bilgi ediniliyordu. İlk stajımı Demiryolları’nda yaptım. TCDD’nin bakım atölyesinde yaptım. Devlet olunca hiç bir iş yoktu gerçekten,boş gidip boş geldim sadece. Birinci sınıf olunca da çok faydası olmuyor. Hepsini yaz döneminde yaptım.İkinci sınıfta Ankara’da yaptım. Üçüncü stajımı da Kocaeli’nde yaptım. Mutlaka bir otomotiv firmasında yapın stajınızı bence. Büyük bir markada yaparsanız çok faydası olur. Ekmek üretir gibi araba üretiyorlardı. Ben çok şaşırmıştım. Büyük bir markada staj yapmak ufkunuzu çok genişletiyor.Aynı zamanda size gösterilen ilgi ve saygı da daha fazla oluyor.Bu da çalışmaya ve işinizi sevmeye teşvik ediyor.Bizi okuldaki hocalarımız sanayiye atarlardı. Birinci sınıfta bir hocamız “bir fabrikaya gidin,bir sorun bulun ve buna çözüm getirerek sınıfta sunumunu yapın” demişti. O zamanlar gerçekten çok zordu. Rastgele firmalara giderek bulmaya çalışmıştık. Bulduğumuz fikrin daha sonra çözüm olarak başka fabrikalarda kullanıldığını gördük. O zamanlar bunu değerlendirebilselerdi çok farklı durumda olabilirdi. Sadece söyleyip geçmek durumunda kaldık. Vinç üreten bir firmaya girdik.Üretim kısmındaydık. Bence stajı kimin yanında yaptığın çok önemli. Sana ayak işleri de yaptırabilirler bir program da öğretebilirler. Stajların yüzde elli faydası oldu. Ben fazla staj yaptığım için açıkçası üretimden soğudum. Çünkü stajyerken sana değer verilmiyor. Ve bu seni işten soğutabiliyor. Stajlar için referans olması önemli.

RÖPORTÖR: Bir EM öğrencisi için aktif ve girişken olmak,okul ortalaması, İngilizce,network,okul ortalaması gibi durumları önem sırasına göre sıralamış olsanız nasıl sıralarsınız?

KİŞİ: Hepsini eşit olarak sıralardım.Endüstri mühendisliği diğerlerinden farklı.En çok kazanan mühendisler endüstri mühendisleriymiş diğer mühendislerin içinde.Bilgisayar,inşaat,elektrik-elektronik mühendisleri sosyal olamıyor.Endüstri mühendisleri ise bunların hepsine sahip olmak ve sosyal olmak zorunda.Bizim alanın zor tarafı bu.Sosyal,girişimci yani networkün olmalı. Okul markası ne yazık ki önem arz ediyor.Fakat daha çok çalışmayla onların önüne geçmek mümkün. Yani her şey bizim elimizde. Eğitim açısından bizden daha önde başlıyorlar.Ama dediğim gibi elimizde.Bazı iş ve staj yerlerinde direk okulun ismini arama yaparak stajyer veya çalışan seçtiklerini gördüm.Tabi ki bu senin network ağını ne kadar genişlettiğin, dil seviyen,kendini ne kadar geliştirdiğin gibi etkenlere bağlı. Yüzde yüz eğitim aldığın için avantajının fazla olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda network açısından da avantajlı olduğunu düşünüyorum.

RÖPORTÖR: Girişimcilikle ilgili verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?

KİŞİ: Endüstri mühendisliği eşittir yönetim demektir. 10 firmadan 5 veya 6 sının yöneticisi endüstri mühendisi. Endüstri mühendisi öğrencilerinin en büyük hayali kendi işini kurmaktır.Ben bu konuda seni takdir ediyorum.Umarım gerekli destekleri toparlar ve işini kurmaya başlarsın. Sen bu yarışmada elensen ve işini kuramasan bile pek çok bilgi edinmiş olacaksın. Bence olması gereken bu.Bunları üniversite sonuna ertelemek geç kalmışlık olabilir. Hoşuma gitti açıkçası.

RÖPORTÖR: Yüksek lisansınızdan bahseder misiniz?

KİŞİ: Ankara Yıldırım BeyazIt Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyorum. Ben oradan çok memnunum. Yeni açıldığı için hocaların ilgisi bize daha fazlaydı. Haliyle projelere ve makaleler açısından şanslıydım. Yüksek lisans aslında doktoranın provası gibi bir şey. Ben akademik kadrolara başvurmak istediğimden beri araştırmalar yapmaya başladım.Yüksek lisans yapıyor olma şartı aranıyordu. Bu programa başvurmam ve Ankara’da olması gerekiyordu. Çünkü Ankara’da yaşıyordum .Yüzde yüz İngilizce olan bir bölüm şuan.İngilizce şartı aranıyordu. Ales’in de 50 şartı aranıyordu. Şuan tez dönemindeydim. Sık sık gitmiyorum gerektiğinde gidiyorum artık.

RÖPORTÖR: Çok teşekkür ederim her şey için sorularım bu kadardı.

KİŞİ: Ben teşekkür ederim.

Evettt.Yeni bir röportajın daha sonuna geldik. Ben dinlerken çok keyif aldım umarım sizler de keyif alırsınız.Keyifli okumalar dilerim:)))

HURİYE BÜŞRA ÖZTÜRK

 

Yazı kategorisi: GİRİŞİMCİLİK

MARKAM HAYALİM,HAYALİM DE GERÇEĞİM OLSUN

                  FOTOĞRAF KAYNAK: pazarlama30.com

Günümüzün modern yenilikçi işlerinden birisi; kendi markanı yaratabilmektir. “Marka Yaratmak” pek çok insanın belki de hayallerini süslüyor. Hayallerini ve geleceğini bu yönde şekillendirmek isteyen bireyler var. Girişimci olmak ve kendi markasını yaratabilmek bazen çok uçuk bir hayalmiş gibi görünse de gerçekleşebilme ihtimalinin olduğunu göz ardı etmemek gerek. Bu ihtimali hayata geçirebilen pek çok isim duymuşuzdur hepimiz.Sadece yabancı girişimcilerden bahsetmemek gerek. Türk olarak da pek çok örnek bulunmaktadır.Türkiye’nin ilk kurumsal internet sağlayıcısı olan Fornet’i kuran Emre Kurttepeli,Ay Yapım’ın kurucusu  Kerem Çatay,Onedio’nun kurucusu  Kaan Kayabalı ya da en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan Peak Games’i kuran Sidar Şahin örnek verilebilir.Yabancı girişimcilere örnek verecek olursak;Apple Şirketi’nin kurucusu Steve Jobs,Microsoft’un kurucusu Bill Gates,Facebook’un kurucusu Mark Elliot Zuckerbeg verilebilir.Daha pek çok örnek verebiliriz aslında.Genel kesim tarafından bilinenleri söylemekte fayda var.Aslında burada önemli olan “bu başarının sırrının ne olduğu”.Başarılı ve tanınmış bir girişimci olmanın yollarını öğrenmek merak konusu.Girişimcilikle ilgili yapmış olduğum tüm araştırmalarda ve okumuş olduğum girişimcilikle ilgili hayat hikayelerinde ortak olan noktalar vardı.Okuduğum hayat hikayelerinde ortak olan noktalar;çok da zengin bir yaşamdan gelmemiş olmaları,hayallerinin peşinden koşmayı asla bırakmayan,azminin gücüne ve kendine inancı tam olan bireyler olmalarıdır.Bir girişimci olmak için ailenizden bir markayı miras almanız  ya da çok zengin bir aileden gelmeniz gerekmez.Ünlü girişimciler maddiyatı ve sermayeyi kendileri kazanan ve biriktiren insanlardır.Bu sermayeyi biriktirmek için belki de yıllarca çalışmak zorunda kaldılar ya da çok sıkıntı çektiler.Ama sonucunda hayallerine ulaştılar.Kendi markalarını yaratabildiler.Buradan çıkarılması gereken en önemli ders; bir marka sahibi olabilmek için yıllarca sıkıntı yaşayabilirsin fakat bu senin asla başarılı olmayacağın anlamına gelmez ve bu noktada kendini o hedefe adapte ederek daha da çok hırsını artırarak çalışmaya devam etmelisin.Sermaye konusunda kafamızdaki soru işaretlerini giderebildiysek geçelim adımların ilerlemesine.Bir fikrin var ve hayata geçirmek istiyorsun.Bunun için fikrini bir proje olarak düşünmelisin.Proje bazında düşündüğümüzde projenin tutarlılığını kontrol etmek gerek.Projeni yani fikrini denemelesin.Bu fikrin daha önceden hayata geçirilmiş bir fikir olup olmadığını,insanlara faydasını,bunu denediğinde işe yarayıp yaramadığını,bu fikri işe dönüştürürken harcayacağın sermayenin sana kazancının olup olmayacağını çözmen ve beyninde oturtturman gerek.Bu soru işaretlerini de çözümlediysek doğru yolda ilerliyoruz demektir.Şimdi geçelim destek kısmına.Günümüzde pek çok girişimcilik yarışmaları düzenlenmektedir.Fikrini bu yarışmalara sunarak belli destekler alabilirsin.Fikrini işe uygulamaya uygun görürlerse sana belli destekleri vereceklerdir.Hem maddi açıdan destek hem de mentor desteği.Sana belli eğitimler vereceklerdir girişimcilikte nasıl ilerlemen gerektiğiyle ilgili. Bu eğitimlerde pek çok kazanım elde edebilirsin.Yönünü nasıl çizmen gerektiğiyle ilgili iyi bir yönlendirme olacaktır.Devlet de şu an girişimcilikle ilgilenen bireylere destek vermektedir.KOSGEB’den eğitimler ve hibe desteği alabilirsin.İşini kurman için bunlara ihtiyaç duyman çok normal.Artık “Girişimcilik” günümüzün en popüler iş kavramlarından birisi.Yönünü bu tarafta çizmek isteyen bireyler için çok imkan sunulmaktadır.Bu imkanlardan da bahsettiğimize göre kafada çok da soru işareti kalmamıştır diye düşünüyorum. Bu adımlardan geçerek fikrini iş hayatına sunabilirsin.Tabi ki her bölümden ve sektörden insanlar girişimci olabilir.Fakat yoğunluk olarak endüstri mühendisliği,işletme gibi bölümlerdeki insanların bu işe yoğunlaşması görülüyor.Çünkü aldıkları eğitimler yönetim ve liderlik üzerine dayalı olduğu için marka yaratmak tam da onların iş hayatındaki planlarını kapsıyor genelde.Sosyal girişimci ya da teknolojik girişimci olabilirsin.Sosyal girişimci yaşadığı toplumdaki sorunu belirleyip bu sorunun ortadan kalkması için girişimcilik prensiplerini kullanarak çözüm üreten kimsedir.Teknolojik girişimci ise yeni teknoloji merkezli çözümlerden yararlanarak bundan ekonomik değer yaratmayı sağlayan kişidir.Bu yönlerde ilerlemek de mümkündür.İnsanlara faydalı bir fikir geliştirerek,kendi vizyonunu oluşturarak,kimseden marka mirası beklemeden kendi maddiyatını oluşturarak, doğru eğitimleri alarak ve adımları atarak,kendine ve azminin gücüne inanarak,pes etmeden çalışmaya devam ederek başarılı bir girişimci olabilirsin.Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in girişimci olmak isteyenlere vermiş olduğu tavsiyeler şunlardır;

1-)Başarıyı kutlamak güzeldir, ama başarısızlıklardan alınacak dersleri unutmamak daha önemlidir.

2-)Hiçbir mucit kendisi için icat yapmaz.

3-)İnsan en yüksekte ise hiçbir destekçisine güvenmemeli.

4-)Pahalılık sadece şıklığın göstergesidir.

5-)Ben bazı derslerin sınavlarını geçemedim; ama arkadaşım hepsini geçti. O şimdi Microsoft’ta başarılı bir mühendis, ben Microsoft’un sahibiyim.

6-)İleride donanım yazılımın yanında bedavaya verilecek.

7-)Hayat çok sadedir, onu yalanlar süsler.

8-)Akıllı insan her şeyin tek tek söylenmesini beklemeyen insandır. Akıllı insan arar bulur.

9-)Windows 98 lansmanda çökünce: Windows 98’i henüz piyasaya sürmememizin nedeni bu olsa gerek!

Bu tavsiyeler iyi bir girişimci olabilmek için verilmiş çok önemli tavsiyelerdir.Peter Drucker’ın dediği gibi “Girişimci daima değişimi arar,ona cevap verir ve onu bir fırsat olarak kullanır.”

HURİYE BÜŞRA ÖZTÜRK

 

Yazı kategorisi: DİJİTAL PAZARLAMA

TÜRKİYE’NİN BAŞARILI SEO AJANSLARINDAN SEOZEO’NUN KURUCUSU, YAPTIĞI GİRİŞİMİYLE İLGİLİ ANKARA-BİLKENT CYBERPARK VE İSTANBUL FENERYOLU’NDA KONUMLANAN,AVRUPA’NIN EN BÜYÜK KONFERANSI OLAN BRIGHTONSEO OLMAK ÜZERE PEK ÇOK KONFERANSTA KONUŞMACI OLAN AYNI ZAMANDA BLOG YAZARI OLAN YİĞİT KONUR İLE RÖPORTAJ ZAMANI…

yiğit konur ile ilgili görsel sonucu

Merhaba sevgili okurlarım.Yepyeni bilgilerle karşınızdayım.Bugün SEO Uzmanı,konuşmacı, blog yazarı ve girişimci olan Yiğit Konur ile yaptığımız röportajı yayımlayacağım sizlerle.O halde başlayabiliriz diye düşünüyorum.

RÖPORTÖR: Merhaba Yiğit Bey.Öncelikle bu röportajı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.Nasılsınız?

KİŞİ: Rica ederim,zevkle yardımcı olmak isterim.İyiyim teşekkür ederim sizler nasılsınız?

RÖPORTÖR: Ben de çok iyiyim,teşekkür ederim.O halde başlayalım. Yiğit Konur kimdir? Hayat hikayenizden bahseder misiniz?

KİŞİ: Yiğit, 16 yaşından beri web siteleri yapan, bu süreç içerisinde SEO’yu keşfetmiş, bildiklerini bir blog’da yazmaya çalışırken burada bir çok insanla tanışmış ve bu yolla hobisine ticarete aktarmış birisi. Sonrasında başladığı startup’ın onu bir çok güzel insanla tanıştırmasından ötürü yaşadığı heyecanla, şirketi büyütmeye odaklanmış bir insan. Bu yolda kendini önce Ankara, sonra İstanbul, sonra Londra, şimdiyse tekrar Ankara’da bulmuş biri. Bana kalırsa dünya konjünktürüne göre SEO alanında sıradan birisi, Türkiye’de ise bu alanda yetişmiş çok sayıda kaliteli insan maalesef bulunmadığı için bu sebeple tanınan bir kimse. Açıkçası bunun dışında ilham alınabilir ya da kendimi överek anlatabileceğim başka bir hikayem gerçekten yok 🙂

RÖPORTÖR: Üniversite hayatınızın nasıl geçtiğinden ve nasıl değerlendirdiğinizden, girişimcilik üzerine okul yıllarında neler yaptığınızdan bahseder misiniz?

KİŞİ: 6 yaşında bilgisayar ile tanıştım. Okuma yazmayı bilgisayarda öğrendim. Babama teşekkür ederim! Başarılı bir öğrenciydim, internet ile tanıştıktan bu trend tam tersine döndü. Bu özgürlüğe aşık oldum ve o gün bugün kariyerimi internet üzerine inşaa etmeye çalışıyorum. Şanslıyım ki internetin bugün geldiği nokta da bana güzel bir yol çiziyor. Şirketi Bilkent’e geldiğim üçüncü yılda kurma şansı buldum. Güzel insanlarla tanıştım, hepsi farklı kapılar açtılar. Ben de elimden geldiğince yorulmadan bu kapıları takip etmeye çalıştım. 28 yaşına bastığım 2019 yılında da, kariyerime yeni yapacağımız bir üründe Product Manager olarak devam ediyorum.

RÖPORTÖR: Girişimcilik serüveninizi anlatır mısınız?

KİŞİ: Ben Bilkent’te yarı burslu olarak okuyordum. Açıkçası para kazanmak benim için bir seçenek değil zorunluluktu. Maddi anlamda bu konuda güvenebileceğim bir aileden gelmiyorum, memur çocuğuyum. Bu yüzden olabildiğince çalışarak para kazanmaya çalıştım. Bu süreçte de her gelir elde etmek isteyen bağımsız insan gibi şirket kurmak durumunda kaldım. Bu süreçte tanıştığım insanlar sayesinde de zeo.org başladı. O insanlar da en az benim kadar çalışkan oldukları için şirket hızla büyüdü.

RÖPORTÖR: Sizce iyi bir girişimci nasıl olmalıdır? Neler yapmalıdır?

KİŞİ: İyi bir girişimli meraklı olmalı, üşengeç olmamalı. Hayatta enerji gerçekten çok önemli. Yaptığınız işle ilgili bir şey ilginizi gerçek anlamda çekmiyorsa, yanlış işi yapıyor olabilirsiniz. Ben her anlamda zorlamaya ve yaptığım işi severek yapmaya kendimi zorladım. Günün sonunda kendimi çok başarılı bir girişimci olarak görmediğim için büyük tavsiyeler vermek haddime değil. Benim kendi yolum sadece çok çalışmaktan ve yaptığım işi ve çalıştığım insanları çok sevmemden geçiyor. Bir de bu tutkuyu bir yanda götürürken, sevgili eşim Tuğçe Seven’in bana karşı sonsuz bir anlayışının ve desteğinin olması. Sevgi, tutku ve istek varken istenilen hangi işe ulaşılamaz ki?!

RÖPORTÖR: Dijital Pazarlama ve SEO ile ilgili kısaca bilgilendirme yapar mısınız? Sizce bu alanda ilerlemek isteyen birinin  yol haritası nasıl olmalıdır?

KİŞİ:  Bir çok insanın bu röportajı okuyarak bu iki alanı öğreneceğini sanmıyorum, o yüzden kısa bir tanımını yapmayarak gireceğim. Bu alanda başarılı olmanın en önemli ilk koşulu İngilzice bilmek. Ne kadar tutkulu olursanız olun, sadece Türkçe bildiğiniz sürece Türkiye’deki SEO ajanslarının yarattığı SEO kaynaklarına muhtaçsınız demektir. Zeo.org içinde bizim yayınladığımız içerikleri gerçekten beğeniyorum ama biz de sık yazmıyoruz. Hem içerik çok az, hem de Türkçe içeriklerin bazıları yanıltıcı, çoğu ise alıntı verilmeden kötü çevirmenlerce çevirilmiş içerikler. Hal durum böyle olunca bu dilde maalesef bizim sektör adına öğrenilecek çok şey kalmıyor.

Onun dışında da, dünya standartlarında bir danışman olmak için konferansların sunularını takip etmeniz ve güncel kaynakları bolca okumanız gerekiyor. Sadece teoride kalmamak için çok basit bir siteyi bile elinize alıp kurcalayarak bir şeyler yapmaya çalışmanız da değerli.

RÖPORTÖR: ZEO’yu anlatır mısınız?

KİŞİ: Zeo, benim uyanıkken geçirdiğim vaktin %70’ine sahip olan bir şirket. Bu vaktin bu kadar çoğunu buraya aktarmamı sağlayan en temel değerlerse, eğlenceli çalışma ortamı, bana sunduğu imkanlar ve gerçekten kaliteli insanlar. Klişe olacak ama “etrafınızda en çok vakit geçirdiğiniz 5 insanın ortalamasısınız” dünyanın en doğru sözü! Her gün bir şeyler öğrenebileceğim insanlarla çalışmak işimin en güzel tarafı.

RÖPORTÖR: Sizce iyi bir konuşmacı nasıl yetkinlikler barındırmalıdır? Geliştirmek için neler yapmalıdır?

KİŞİ:  Bence iyi bir konuşmacı asla ne konuşacağını kağıda yazmayan biridir. Ben ezbere temelden karşı olan biriyim, prompter’lardan da hoşlanmıyorum. Bunların her biri insanı çok daha robot hale getiren şeyler. Ses sentez yazılımları her geçen gün gelişiyor, böyle sunum yapacak birini dinlemek yerine Amazon Polly’nin okuduğu bir yazıyı dinlemeyi tercih ederim 🙂 en azından dinlediğim şeyin duygu barındırmadığından emin olurum.

O yüzden ben Serdar Kuzuloğlu modelinde, gerçekten modern bir meddahçasına konusuna hakim olan ve akışıyla sizi taşıyan konuşmacıları seviyorum. Podcast’ler, Youtube videoları, 2019 yılındayız. İnsanların size ayırdığı 40 dakika çok değerli. Üstelik hiçbir şey tüketmeden, ellerinde telefon olmadan sizi dinliyorlar. En azından onlara saygınız varsa, güzel bir iş çıkarmak ve farklı olmak için çabalamak zorundasınız. Bu konuya engel olacak bir fiziksel kusrunuz yoksa, kapının çıktığı tek bir söz var. Bu söz çok futbol seven biri olmasam da, ismiyle yetkinliğini gösteren birinden, yani Pele’den geliyor ve bu yazının kapanışını oluşturuyor:  “Success is no accident. It is hard work, perseverance, learning, studying, sacrifice and most of all, love of what you are doing or learning to do. “

RÖPORTÖR: Çok teşekkür ederim Yiğit Bey.Harika bilgiler edindim sayenizde.İyi günler dilerim.

KİŞİ: Rica ederim.İyi günler dilerim.

zeo.org

Evett sevgili okurlarım. Yepyeni bir röportajın daha sonuna geldik. Ben kendisinden güzel bilgiler edindiğimi düşünüyorum. Bu değerli ve faydalı insanın bilgileri, umarım sizlere de faydalı olmuştur. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle:))

HURİYE BÜŞRA ÖZTÜRK

Yazı kategorisi: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ-MOTİVASYON YAZILARI

KÖTÜ BİR YAŞAMIN OLDUĞUNU MU DÜŞÜNÜYORSUN? ZOR BİR YAŞAMIN MI VAR? BAŞARMAMAN İÇİN ELİNDEN GELENİ ARDINA KOYMUYOR MU İNSANLAR? NASIL GÜÇLÜ OLACAKSIN? HAYATINI NASIL DÜZELTECEKSİN?

umut ile ilgili görsel sonucu

Bir motivasyon yazısıyla sizlerle birlikte olmak istedim sevgili okurlarım.Hepimizin dönem dönem motivasyona ihtiyaç duyduğu zamanlar olur. Çünkü insanız ve dönem dönem motivasyonumuzun düştüğü zamanlar olur.Önemli olan bu zamanlarla baş edebilmektir.Bu zamanlarda güçlü kalabilmektir.Biliyorum herkesin yaşam hikayesi farklı.Herkes bu dünyada farklı bir şeyle sınanıyor.Kimimiz çok daha fazla acı çekerken kimimiz daha az acı çekiyoruz. Hepimiz farklı koşullarda,farklı durumlarda ve farklı çevrelerle yetiştik.Ama önemli olan bu koşulların hepsinden huzurla sıyrılabilmektir. Bu dünyaya gelirken aileni,yaşadığın çevreyi,akrabalarını sen seçmiyorsun.Ama yeri gelince onlarla sınanmak zorunda kalıyorsun. Bu hayata geldiğimiz durumları bizler seçmedik.Ama bundan sonrasında hayatımızı değiştirmek bizim elimizde.Belki dünyanın en zor şartlarında dünyaya geldin, belki çok zalim bir babanın çocuğusun, belki çok zalim insanlardan zarar gördün, belki çok haksızlığa uğradın.Dünyanın en zor sorununu yaşasan bile inan bana;atlatmak da kurtulmak da senin elinde.Kim sana ne kadar zarar verirse versin;sen güçlü olmak istersen olursun.Evet zor olduğunu çok iyi biliyorum.Seni çok iyi anlıyorum. Hayat hikayem zor bir hayat hikayesi. Hayatımdaki hiç bir şey kolay olmadı bugüne kadar.Ama ben hayatımı kolaylaştırmak ve güçlü olmak için elimden gelen her şeyi yaptım ve yapmaya devam ediyorum.Çünkü bu hayatta beni benden başka kimse kurtaramaz anlıyor musun?Benim benden başka daha güçlü kimsem yok.Bu hayattaki insanlar çok acımasız.Çok zarar gördüm insanlardan.Canımı çok yaktılar.Ama ben yıkılmadım,yıkılmam da hiçbir zaman.Her kötü insana,her zalime,her kıskanca,her kötülüğe rağmen gülümseyeceğim.Asla ama asla elimden gülümsememi  ve hayata sımsıkı tutunmamı alamayacaklar.Eğer buna izin verirsem;beni bitirmişler demektir.Önemli olan;tüm zalimlerle Allah’a sığınarak savaşmaktır.Ne yaşarsan yaşa kendinin kurtarıcısı yine sensin.7 yaşında bir kız çocuğuyken kendime verdiğim çok büyük bir söz vardı. Ben 7 yaşımı hiç unutmadım.7 yaşında gördüğüm bir olay bana “çok güçlü bir kız olmayı” gerektirdi. Ben o gün “Büyüyeceğim ve asla güçsüz bir kız olmayacağım” dedim kendime.Ve bunun için çocukluğumdan beri hayallerimle yaşadım ben.Kötülüklerin içinde sadece hayallerim iyiydi hayatımda. Arkadaşlarımın hayalleri çok başkayken benimki çok başkaydı. Arkadaşlarım çok yakışıklı bir insanla evlenmeyi ya da gelinlik hayalleri kurarken ben çok başarılı bir kız olmanın hayallerini kurardım.Ve bir gün inanıyorum ki hayallerim gerçekleşecek.Belki diğer insanlar kadar şanslı doğmadığını düşünebilirsin.Onlardan bir adım geride doğduğunu düşünebilirsin.Bir sıfır geride başladın belki bu hayata.Ama inan bana;bunları toparlayabilmek de senin elinde.Belki de Allah’ın seni sınama şekli böyleydi bilemezsin.Asla isyan etme olur mu? İnsan hiç sınavı var diye isyan eder mi?Sınavına güzelce çalışır ve girer, sınavında başarılı olur.Sen de bu sınavdan başarılı çıkmak istiyorsan sabret!Hırslarının,hayallerinin,hedeflerinin peşinden git.Seni sen yapan değerlerinin peşinden git.Senin değerlerine ters ve seni alçaltan her şeyden uzak dur.Unutma;bu dünyaya bir amaç için gönderildik.Başarmak istiyorsan çok zengin ve düzgün bir aileden gelmen gerekmez.Önemli olan senin azmin,hırsın,çalışma gücün ve hayallerin.Pes etme hiçbir zaman olur mu?Allah pes edenleri sevmez.Pes etmeyeceksin,zor olacak ki sonucunda gerçekten bir başarı öyküsü olsun. Etrafın seni aşağı çekmek için uğraşan insanlarla mı dolu?Bu insanları yok edemiyorsun ve sürekli artıyor mu?İnsan dolabına yaptığı temizliği kendi hayatına da yapmalı.Etrafının temizlenmeye ihtiyacı vardır belki ne dersin?O beyin o etraftaki gereksiz konuşmaları kaldıramıyordur belki. Sabret olur mu?Madem bitmiyor ve her geçen gün artıyor,görmemeye çalış.Dualarına sığın,Allah’a sığın.Çünkü o, her derde çare bulandır.Senin Rabbin varken sana kim ne yapabilir ki?Kim haksızlık yapabilir ki?Seni koruyan böyle yüce bir yaradan varken sana kimse zarar veremez merak etme olur mu? Yapman gereken;bu tarz insanları Allah’a havale etmendir. Bu tarz insanlardan ben de çok yoruldum inan.Onları Allah’a havale ediyorum. Rabbim doğruyu da yanlışı da görendir. İnsanlar birileri bir şeyler başardığında onu aşağıya çekmek için ellerinden geleni ardına koymazlar. Sen o insanları görmemezlikten gel. Çünkü yorarlar kardeşim hem seni hem beynini.Başarmanın altın kuralları;hayal et,inancına ve gücüne inan,tüm azminle çalış,hayatını ve çalışmalarını planla,insanları fazla dinleme,Allah’a güven ve sığın,dua etmeyi sakın unutma ve sonucu bekle.Eğer doğru yolda gidersen;Allah yolunu da doğruya çıkaracaktır sonucunda merak etme olur mu?Önemli olan insanlığını ve başarını birleştirmek.Hayat başarısı ancak bununla mümkün.Ve sen değerlisin unutma olur mu?Eğer değersiz olsaydın Rabbin seni yaratmazdı.Çok güçlü çalışmalar dilerim.Motivasyon olmazsa olmazlardandır.Motivasyonunu çok yüksek tut olur mu?Şimdi seni Allah’a emanet ediyorum öncelikle.Sonra da kendine emanet ediyorum.Kendine çok çok iyi bak.Hayallerinin gerçekleşmesi dileğiyle:))

HURİYE BÜŞRA ÖZTÜRK

Yazı kategorisi: DİJİTAL PAZARLAMA

DİJİTAL PAZARLAMA UZMANI VE BU İŞİ İLERLETMİŞ OLUP BU KONUDA İKİ OFİSİ OLAN,KONUŞMACI,BRANDİNG TÜRKİYE YAZARI VE KONUŞMACISI OLAN AYKUT ÖÇAL İLE RÖPORTAJ ZAMANI…

51682751_2315345392028784_3054063871665897472_o.jpg

Merhaba sevgili okurlarım.Yepyeni bir röportajla karşınızdayım.Dijital Pazarlama Uzmanı ve bu işi ilerletmiş olup bu konuda iki ofisi olan,konuşmacı,Branding Türkiye yazarı ve konuşmacısı olan Aykut Öçal ile  röportaj yaptık.Kendisiyle sohbet etmek çok keyifliydi.Kendisinden çok güzel bilgiler edindim.Sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum adeta.O halde başlayalım:)))

RÖPORTÖR: Merhaba Aykut Bey nasılsınız?

KİŞİ: İyiyim teşekkür ederim siz nasılsınız?

RÖPORTÖR: Ben de iyiyim teşekkür ederim.Başlayalım o halde.Aykut Öçal kimdir?Kısaca yaşam hikayenizden bahseder misiniz?Geçirdiğiniz evrelerden bahseder misiniz?

KİŞİ:Ben 18 yaşıma kadar Denizli’de yaşadım. Lise bittikten sonra bir sene ara verdim.Lisedeyken de iş hayatım devam ediyordu.13 yaşımda başladım çalışmaya.İlk bir kafede başladım,garsonluk yaparak.Sonra düğün salonlarında çalıştım.Ben lisedeyken çakma ayakkabılar vardı yeni çıkmıştı o zaman.İzmir’de bunun toptancısını buldum.Sonra çakma ayakkabı satarak başladım pazarlama işlerine.Sınavı kazanamadığım sene network marketing diye bir şey keşfettim.Arkadaşımın abisinin yardımıyla oldu.Dershaneye giderken yapmaya çalıştım.Bu işi birinci ve ikinci sınıfta devam ettirdim. Network marketing aslında beni dijitale yönlendiren şey oldu. Orada biz insanlara hayal satıyorduk.Hâlâ daha buna saadet zinciri ve dolandırıcı gözüyle bakılıyor.Sağlam temel oluşturulursa ve somut şeyler oluşturulursa güzel bir sektör ama bunu insanların ceplerinden paralarını alarak bunlardan en çok parayı kendileri alıp da insanlara üçer beşer veriyorlarsa bu mantıklı ve güvenilir olmaz. Türkiye’de network marketing altında başarılı olup ayakta durabilen marka görmedim açıkçası.Enes Olgun var.Bu işin piri.Enes Olgun biraz yürüttü. Yurtdışından Malezya kökenli bir firmayı Türkiye ayağı altında kurdular. Pazarlamaya Giriş kitabı vardı,biz onu takip ediyorduk.Farklı liderlerden gelin bizimle çalışın şeklinde pek çok teklif aldım.Kozmetik ürünleri,sağlık ürünleri altında kuranlar bu işi pek yürütemedi açıkçası. Bir AVON değilseniz tutturmanız açıkçası biraz zor.Çünkü bu tarz markaların zaten ayakta durma güçleri ve kapasiteleri yok.Bu tarz markalar liderlerini daha da geliştiriyorlar,seminerler ve eğitimler veriyorlar.Ama diğer bahsettiğim türdeki firmalar bulunduğu durumu avantajlı gibi gösterip sadece insanları çekmeye çalışıyorlar.2001 yılında bu sistem ülkeye geldi.Bir 5-6 sene önce tekrar canlandı bu sistem.Şu anda da yapanlar var bu işi.Ama artık eski önemini kaybetti.Yani ben alacağımı aldım bu işten.Dershaneye gittim aynı zamanda network marketingde çalıştım.Sınava girdikten sonra yazında bir otele gittim çalışmaya.Ailemden orada koptum bir daha da geri dönmedim.18 yaşındaydım.Orada çalışırken de üniversite tercihlerini yaptım.Gazi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği’ni kazandım.Turizmle hiç alakam yoktu gidene kadar.26. tercihimle kazandım.2 sene Bodrum’da bir otelde çalıştım.Üçüncü sınıfta farklı bir otele geçtim.Bu okul süreci içerisinde de network marketingi ikinci sınıfın sonuna kadar yaptım.Bir ekip kurduk.İyi kötü para kazandık,çevreler edindik.Ama baktım ki altı dolu bir şey değil orada bırakmak istedim.Mevcut kemik ekiple yeni bir şirket kurmak istedik. Network marketing,e-ticaret ile ilgili.2015 yılında bir limited şirket kurduk 6 ortak olarak. Hayatımın en büyük hatasıydı.22 yaşında olup da nereden bakarsan 120 milyara yakın para çektik.Bayağı büyük bir şeyin altına girdik.Bir kaç kişi toplanıp parayı denkleştirdik.Daha sonra ne yapacağımıza karar verdik.Zaten yapacağımız şey belliydi sadece üzerine ne ekleyecektik.O zamanlar e-ticaret favoriydi.Oradan ilerleyelim dedik. Drop Shipping vardı.Belki biliyorsundur. Adidas,Nike gibi markalardan ürünleri alıp kendi markan altında satmaya deniyor. Müşteri istediği zaman ürün getirtiyorsun. Bu sistemde maliyet yoktu. Normal bir e-ticaret ya da fiziki bir mağaza kadar maliyeti yoktu.Bizim en büyük eksikliğimiz sektörel bilgiye sahip değildik. E-ticaret,şirket nasıl kurulur ya da marka nasıl kurulur gibi şeylerle ilgili bilgimiz yoktu. KOSGEB’e başvurduk, biraz destek aldık.20.000 TL destek aldık o dönemde.Bundan 5 sene önceydi.Network Marketing Yazılım’a  20.000 TL harcamıştık.Çünkü o dönemde bu işi yapabilen çok kişi yoktu.Kimse sektörel bilgiye sahip olmadığı için bu iş fazla uzun sürmedi.Bir seneye kadar zorladık bu işi.Ben reklam alanındaydım.Bu  işi üç departmana böldük.E-ticaret,reklamcılık ve sosyal medya departmanları vardı.Bizim SEO’ya dair pek bilgimiz yoktu.Tamamen firmalardan aldıklarımızla yaptırdık,SEO oluşturduk. Sistemin alt yapısını çok da anlatmaya gerek yok aslında.Çok da tutmadığı için. Kendim e-ticaret ve pazarlama kısmını öğrenmeye çalıştım.Baktık olmadı bu yüzden şirketi kapattık.Öğrenciyken hem okula gittik hem de çalıştık.Bu şekilde borçları ödedik.İkinci sınıf sonunda başlayıp üçüncü sınıfta kapattık bu işi.Ben o dönemde Denizli’den havlu getirerek satıyordum.Anketörlük yaptım.Bu şekilde para kazanmaya başladım.Çalışmayı seven bir insan olduğum için bir işle yetinmedim hiç bir zaman.Şu an bile pek çok işim vardır benim. Bir promosyon firması vardı.Ankara’da bölge bayiliğini açtılar. Albay emeklisi iki kişilerdi.Diğer şirketin CEO’su bunların devre arkadaşıydı.Ben de onların yanına tesadüfen girdim.Ankara’da hediyelik eşya promosyonunda çalıştım.Ürünler biraz pahalıydı.Ama İstanbul’da iyi gidiyordu.Oradaki pazarlamacıdan eğitim aldım.Adam her seferinde farklı ürünler satabiliyordu.İnsanların da alım gücü düşüktü,insanların da alım gücü düşüktü.O yüzden biraz sıkıntı yaşadık.Tam oradan ayrılırken Bilge Adam Eğitim Merkezi’ne başvuru yaptım.Dijital Medya Eğitimi gördüm.Pazarlamanın satış anlamındaki her şeyini yapmıştım.Dijital kısmı kalmıştı aslında.Ben hiçbir zaman bir maaşa bağlı kalmak ya da memuriyet hayatı istemiyordum.Hep kafamda kendi işimi kurmak vardı. Kendi işini yapana da memur olana da saygım her zaman vardı.Ama benim alanım bu değildi. Belki 35-40 yaşıma kadar bunu yapacaktım.Çünkü kafamda bu vardı.Eğitim merkezinde 6 ay kadar eğitim aldım.Oradaki hocam da çok iyiydi.Ufak tefek işler vermeye başladı sektörle ilgili. O beni geliştirdi.Kursta;wordpress,SEO,SEM,Sosyal Medya vardı.E-mail pazarlama,dijital pazarlama gibi şeyler vardı.Sonra bir kaç ajansta çalıştım.Ajansın birinden paramı alamadım bu yüzden ayrıldım.Diğer bir ajansla ortak iş yapalım dedik.O da olmadı ne yazık ki.Bu süreç içerisinde yine farklı işlerde çalıştım. AVM sektöründe çok çalıştım. Avmlerdeki masaj bölümlerinin satışıyla ilgilendim.Sonra ben ajans işinden ayrıldım.Ben de e-ticaret üzerine bir yazılım şirketinde işe başladım.Büyük halı firmalarının e-ticaret siteleri vardı.Reklamını,e-ticaretini kısacası her şeyini yaptım bu halı firmalarının.Onların sadece iki müşterilerine bakmam için işe aldılar.E-ticareti orada ilerlettim .O arada başka firmalara makale satıyordum.Start-uplara falan içerik veriyordum bir arkadaşlarımla beraber.Çalıştığım firmanın müşterileriyle arası bozuldu.Bu durumdan ötürü bırakmak durumunda kaldım.O arada biraz kendimi toparladım.Vize acentası  bir arkadaşım vardı.Bizim işler rahat,gel beraber çalışalım dedi.Temmuz ayında onun yanına girdim.Web sitesinde çalışmak için.Zaten üç kişiydi.Çalışan potansiyeli yoktu.Günlük sigortam yatsın,kendimi göstereyim diye bu işe girdim.Bir ofisim vardı.Şu an ikinci ofisimi açıyoruz Maltepe’de.Onun konsepti biraz farklı olacak.Web sitesinde herkesin yaptığı şeyler değil de daha çok niş alan oluşturmaya çalışıyorum. Bir ay içerisinde faaliyet gösterdik.Bunların bir kitap yazıyorum şu anda.Ayrıca bireysel müşterilerim var onlara çalışıyorum.Sosyal medya müşterilerim var ayrı ayrı.Makale ve blog yazıyorum.Kitabım pazarlama ve kişisel markalaşma ile ilgili olacak.Yani içerik pazarlaması olarak olacak.Branding Türkiye olarak bizlere yayın hakkı sundular.Bu yüzden bu haktan yararlanarak yayımlama fikrim var.İstanbul’dan bir yayın evi olacak.Bir işi öğrenmek için uygulamanın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Network oluşturmanız yani beni buraya çağırmanız sizin için  büyük faydalar sağlayacaktır.

RÖPORTÖR: Arama Motoru Optimizasyonu(SEO) ve Arama Motoru Pazarlaması(SEM) nedir?

KİŞİ: Bir mağazanız olduğunu düşünün.Bunun ara sokakta olduğunu düşünün.Önünden kimse geçmiyor.Alıp bu mağazayı işlek bir yere taşıyabilir misiniz hemen?Çok zor.Taşıyabilirsiniz fakat fiziki olarak bunu yapacağınızdan zor.Bir mağazanız siteniz oluyor artık.Bunu yapılan işlemler doğrultusunda,kodlamasında,reklam çalışmalarında organik yollardan siteyi yükseltmektir.SEM ise bunu ücretli olarak yapar.İkisinin tek farkı;birine para ödüyorsunuz birini organik yollarla yapıyorsunuz. SEM’e para ödemeyi bıraktığınızda siteniz geriye düşer.SEO’da belli bir süreç içerir.6-7 ay gibi bir süreç.Bunu yaptığınızda sürekli para ödemeniz gerekmez.SEO’da yaptığınız işin anahtar kelimeleri oluyor.Sitenizin neyle ilgili olduğunu öncelikle analiz etmeniz gerekiyor.Bu analizleri yaptıktan sonra hangi anahtar kelimelerle yükselebileceğinizi belirleyebilirsiniz.Detaya indikten sonra plan çizilir.Bunun süresi değişebiliyor. SEO’da kullanılanlar genelde teknik birimlerde kullanılır. Mesela “Futbol” kelimesi yerine “spor totoda futbol değişikliği” dediğinizde daha çok yükselme olacaktır Google’da. Her ay raporlama yapılıyor.Ne kadar artış olduğuyla ilgili bir çalışma yapılıyor.SEO buna yardımcı oluyor.Ona göre ilerlemeler ölçülerek yeni bir çalışmaya başlanıyor.Konsept anahtar kelimeler üzerinde ilerliyor aslında.Bu anahtar kelimeyi de tek bir kelime olarak düşünmeyin.Bu firmayı tanımlayan pek çok anahtar kelime olabilir aslında.Yani SEO’nun pek çok alt dalı var aslında. Lokasyonu var mesela.Benim Ankara’da satış yapmam gibi.

RÖPORTÖR: Viral pazarlama nedir?Biraz bahseder misiniz?

KİŞİ: Viral pazarlama,kendiliğinden olan bir çalışma olduğu gibi firmaların da yapabileceği bir çalışma.Firmalar bunu viralmiş gibi göstermeyerek kendileri farketmesini sağlıyorlar.Ve bu şekilde daha çok etkileşim alıyorlar.Sosyal medyada paylaşılan içeriklerle satış yapıyorlar.Yani fenomenler aracılığıyla.Magazinsel olarak yapıyorlar bazen.Firmalar halk içinden kişilerle ya da fenomenlerle anlaşarak bunu viralleştiremeye çalışıyorlar.Viral pazarlama;gösteriş şeklinde ürünü sunup satış yapmaktır müşterinin bu şekilde ilgisini çekerek.Göze batmayacak şekilde yaparlar.Sanki firma yaptırmıyormuş gibi.Markanın bu şekilde ilerlemesini sağlıyorlar.

RÖPORTÖR:Dijital pazarlamacı olmak için hangi bölümleri okumak gerekir?Ya da hangi bölümler bu işte ilerlememizi sağlar?

KİŞİ: Aslında bu alan için herhangi bir bölüm gerektirdiğini düşünmüyorum.Fakat şu an yeni bölümler açılmakta özellikle özel üniversitelerde.Yeni Medya,Dijital Medya gibi bölümler.Daha çok reklamcılık,iletişim alanları.Mesela şu an yüksek lisans yapıyorum.Dış ticaret ve uluslararası ticaret üzerine yapmaktayım.İlk sınavda ilk sorum dijital pazarlama ile ilgiliydi mesela. Pazarlama ya da marka ile ilgili herhangi bir bölüm okunabilir.İşletme,Endüstri mühendisliği,pazarlama gibi bölümler olabilir.Herhangi bir bölüm okusalar bile kendi ilgi alanlarıyla,yönelmeleriyle alakalı bir şey.

RÖPORTÖR: Dijital Pazarlama ile ilgili uygulamalara örnek verebilir misiniz?

KİŞİ: Dijital Pazarlama tek bir şeyi barındıran bir kavram değildir.Altında pek çok dalı barındırır.Dijital Pazarlama’yı bir oyun gibi düşünebiliriz aslında.Bu oyun içindeki oyuncular da SEO,Sosyal Medya,SEM,İçerik Pazarlaması olabilir. Direk dijital pazarlamayla ilgili değil de alt dallarıyla ilgili örnek verebilirim.Uygulama kullanılarak yapılan bir şey değildir.Daha çok çalışarak,öğrenerek ve sabit olmayan bir şeydir dijital pazarlama.Uygulamalar koddan ibaret.Siz neyi verirseniz onu çıkartır size.Daha çok okuyarak,araştırarak yapılan bir şey.İlk blog hesabımı açtığımda bu sitenin nasıl yönetildiğinden,nasıl kurulduğundan bilgi edinmek istedim.Onları araştırdım.

RÖPORTÖR: Branding Türkiye yazarı olarak çalışıyorsunuz.Branding Türkiye’den bahseder misiniz biraz?

KİŞİ: Orası bütünleşik bir markaya dair,bütün alt dalların barındığı bir marka platformu aslında.Etkinlikler,konferanslar düzenliyor üniversitelerde.Anlaşmalı olduğu yerlerle.Sektörden uzman kişiler seminer veriyor etkinliklerde.Ben de yaptım konuşma.Genelde yazı odaklı bir platform.Belli bir yazar kitlesi var.Farklı alanlarda.Bunun dışında kariyer merkezi var.Üniversite öğrencilerinin katıldığı. Farklı illerde,farklı üniversitelerde dönem dönem etkinlikler düzenliyor.Bir dijital markalaşma eğitimi süreci var aslında şu dönemde.Ben bir senedir yazıyorum burada.Ben bir alan seçip yazmayı seçtim.Kitap analizleri yapabiliyorlar.Pazarlamasyon,Webrazzi ‘ye benzer platformdur.

RÖPORTÖR: Önerebileceğiniz kitaplar,siteler,dergiler ya da platformlar nelerdir?

KİŞİ: Pazarlamasyon,Webrazzi,MediaCat gibi platformları söyleyebilirim.Bunlar günlük içerikler oluştururlar.”Google nasıl yönetiliyor?” kitabını tavsiye ederim.Bir işletmenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir kitap. “Yahudi Dükkanı” diye bir kitap var.Bunu okumanı tavsiye ederim. Biliyorsun Yahudiler ticarette çok iyidir.Böyle bir deyim de var aslında.Nasıl kendilerini geliştirdikleriyle ilgili bir kitap.Sadece sektörel bir kitap değil.Hem sektörel hem de roman şeklinde bir kitaptır.Mürsel Ferhat Sağlam’ın güzel bir kitabı var.”Stratejik Marka Yönetimi” diye bir kitap.O çok güzel bir kitap aslında.Uğur Batı’nın “Reklamın Dili” diye bir kitabı var.Bu da güzeldi.İnsanlar romanın içindeki sektörel kitapları daha çok seviyorlar.

RÖPORTÖR: Çok teşekkür ederim bilgileriniz için.

KİŞİ: Ben teşekkür ederim.İyi günler dilerim.

RÖPORTÖR:İyi günler.

Evet sevgili okurlarım bir röportajımızın sonuna daha geldik.Ben çok verimli olduğunu düşünüyorum.Umarım sizler de öyle düşünüyorsunuzdur.Aykut Öçal’a çok teşekkür ediyorum tekrardan.Bir sonraki yazıda görüşmek üzere:))

brandingturkiye.com’da yazılarını okuyabilirsiniz.

aykutocal.com

HURİYE BÜŞRA ÖZTÜRK

Yazı kategorisi: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ-MOTİVASYON YAZILARI

YENİ BİR KİŞİSEL GELİŞİM KİTAP TAVSİYESİ: “HAYALLERİN ALLAH’A EMANET”

hayallerin allaha emanet ile ilgili görsel sonucu

Merhaba sevgili okurlarım.Çok beğendiğim ve zevkle okuduğum çok verimli bir kişisel gelişim kitabını tavsiye edeceğim.Aslında okumaya çok istekle başlamamıştım başlarda.Ablamın tavsiyesi üzerine okudum.İlk başladığımda Aşk konulu olduğunu düşündüğüm kitabın daha sonrasında konunun başka insanlarla olan ilişkilerimizle de ilgili olduğunu düşünmeye başladığımda kitabın verimli olduğunu ve gerçekten insanı beyin yönünden geliştirdiğini düşündüm. Kitapta insanlara ve olaylara çok fazla takılan,fazla detaycı düşünen,insanlar tarafından zulme uğramış,insanlar tarafından fazlasıyla zarar görmüş,hayatın belki de en acımasızca olaylarını yaşamış,başkaları tarafından haksızlığa uğramış,başkalarının yüzünden kendine değer vermeye cesaret dahi edememiş insanların okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.Aslında insanı değerli kılan şey;kendisine verdiği değerdir.Eğer o değeri kendisine vermezse ona kimse değer vermeyecektir zaten.Başkasının vereceği değere muhtaç yaşarsan eğer mutlu olamazsın.Bu kitap insanın iç sesi olan bir kitap.İnsanın içini sorgulayan,içindekileri ifade edemeyenlerin içindekileri ifade edebilen hatta kendine itiraf edemedikleri şeyleri bile kendilerine itiraf etmelerini sağlayan,insanın hayal dünyasını geliştiren ve hayalleriyle yaşayabileceklerini hatırlatan bir kitap.Unutmayın;insanın beyninin rahat olması başarıya gitmenin ön koşuludur.Bir sonraki yazıda görüşmek üzere:))

HURİYE BÜŞRA ÖZTÜRK

Yazı kategorisi: GİRİŞİMCİLİK, MÜHENDİSLİK-YAZILIM-BİLİŞİM, YAZARLIK

CUMHURBAŞKANLIĞI’NDA BİLİŞİM UZMANI,TEDX KONUŞMACISI,PEK ÇOK PROGRAM ÜZERİNE DERS VEREN BİR EĞİTMEN AYNI ZAMANDA YAZAR OLAN BUĞRA AYAN İLE RÖPORTAJ ZAMANI…

Merhaba sevgili okurlarım.Yepyeni bilgilerle karşınızdayım. Cumhurbaşkanlığı’nda bilişim uzmanı,TEDX Konuşmacısı,pek çok program üzerine ders veren bir eğitmen ve aynı zamanda yazar olan Sevgili Buğra AYAN ile birlikte çok güzel bir röportaj gerçekleştirdik.Kendisinden edindiğim değerli bilgileri sizlere aktarmak için sabırsızlanıyorum.O halde başlayalım:))

buc49fra.png

RÖPORTÖR: Merhaba Buğra Bey.Öncelikle bu röportajı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

KİŞİ: Merhaba.Rica ederim,seve seve yardım etmek isterim.

RÖPORTÖR:O halde başlayalım röportajımıza.Her yönüyle Buğra Ayan Kimdir? Yaşam hikayenizden bahseder misiniz?

KİŞİ: 1989 yılında Erzurum’da doğdum. KTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliğinden mezun oldum. Lise yıllarından beri internet teknolojileri üzerine çalışıyorum. Özel bir yaşam hikayem olduğunu düşünmüyorum.  Tipik Y kuşağıyım diyebilirim. Sadece matematik ve bilgisayara olan merakım hayatımı farklı bir yöne savurdu.

RÖPORTÖR: Günümüzde ülkemizde bilişim yönünde yapılan çalışmaların yeterli olduğunu  düşünüyor musunuz? Eskiye nazaran ne kadarlık bir gelişme olduğunu düşünüyorsunuz bir bilişimci olarak?

KİŞİ: Aslında bizdeki yayın çalışmaları olsun devletin verdiği ar-ge destekleri gayet güzel fakat genel sorun bilişim camiasının lobileşememesi, STK organlarının hakettiği kadar güçlü olamaması. Bu konuda adımlar atarsak sürecin daha da olumluya gideceğini düşünüyorum.

RÖPORTÖR: Yapay zekayla ilgili gelecekte oluşabilecek ve yeterli olabilecek meslekler nelerdir?

KİŞİ: Yapay Zeka’yı şöyle düşünebiliriz. Şu an her meslek bir şekilde bilgisayar ile nasıl ilgiliyse yakın zamanda da meslekler daha çok veri odağına gelip yapay zeka etkileşimini güçlendirecek. Tüm mesleklerin dönüşümü gibi düşünebiliriz.

RÖPORTÖR: TedX konuşmacısı olduğunuzu hepimiz biliyoruz. İyi bir konuşmacı nasıl olunur? Bu yeteneği kazanabilmek ve geliştirebilmek için neler yapılabilir?

KİŞİ: Bence konuşmacının başarılı olması olması için dinleyici kitlesini iyi tanıması, doğal olması ve alanında bilgili olması yeterli. Ama konuşmacının asıl karar vermesi gereken konu daha fazla kişi tarafından dinlenilmek mi istiyor yoksa az kişi tarafından dinlenilse de önemsediği şeyleri anlatmaya devam edecek mi ? TedX’in de kısa sürede misyonunu tamamlayacağını düşünüyorum. Tamamlamaya başladı bile diyebilirim.

RÖPORTÖR: Yapay zekayla ilgili ileride yaşanabilecek sıkıntıların neler olduğunu düşünüyorsunuz?

KİŞİ: Yapay zeka konusunda genellikle endişeler benzer. Devletlerin verileri otokratikleşmek için kullanması, şirketlerin özel yaşama müdahale etmesi , önemli bir oranda işsizliği tetiklemesi. Bu kaygıların hepsi yerinde. Gelecek bir dalga gibi geliyor , dalgayı yakalayıp üzerine çıkamayanlar için bu risklerin hepsi ne yazık ki var.

RÖPORTÖR: Bir mühendis olarak mühendislik öğrencilerine okul hayatında kendilerini geliştirmek adına neler yapması gerektiğinden bahseder misiniz?

KİŞİ: Diplomanın önemi gün geçtikçe azalıyor biliyorsunuz. Okulda bulundukları zamanı artık “aktif öğrenme” olarak tanımlanan şekilde geçirmeleri önemli. Udemy.com gibi siteler bu konuda hayati öneme sahip. Okulda öğrendikleriyle yetinmemeleri, küresel düşünmeleri gerekiyor. Sosyal sorumluluk projelerinin içerisinde yer almaları da çok önemli.

RÖPORTÖR: Mühendislik öğrencileri için iyi bir konuma gelebilmek için okul ortalamasının, stajların, yabancı dillerin , okul markasının ve kendini geliştirmenin ne kadar oranda etkili olduğunu sıralama yaparak anlatabilir misiniz?

KİŞİ: Yabancı dil , İngilizce olmazsa olmaz. Staj, eğer dolu geçirilirse önemli. Ama bazen aynı yerde staj yapan 2 kişiden biri çok dolu geçirirken diğeri bomboş geçirebiliyor. Bu biraz kimin yanında Staj yaptığınızla da ilgili.  Okul ortalaması ve okul markası da eskisi kadar olmasa da belli bir öneme sahip diyebilirim.

RÖPORTÖR: Yazarlığa ne zaman başladınız? İyi bir yazar olabilmek için neler yaptınız? Kitaplarınızın yazılması ve yayımlanması sürecinden biraz bahseder misiniz?

KİŞİ: Aslında kendimi bildim bileli yazıyorum. İki şeyden dolayı yazmayı seviyorum. Biri kendi bilgimi disipline soktuğumu düşünüyorum. İkincisi de disiplinli bir bilgi üreterek dilimize ve insanımıza hizmet ettiğimi düşünüyorum. Ne üzerine yazacağımı seçmem uzun sürüyor. Bazen yıllarca sürebiliyor. Ona karar verdikten sonra kaleme almam yaklaşık 3-12 ay arası sürüyor. Yayılması kısmında rahat olmamın sebebi internette onbinlerce insanın ücretsiz hizmetlerinden yararlanmış olması. Dolayısıyla bir çok insan çalışmaları destekliyor ve hızlı yayılıyor.

RÖPORTÖR: Yazılım sektöründe başarılı olmak isteyen bir insanın nasıl başlaması gerektiği ve yazılım dilleriyle ilgili biraz bilgi verir misiniz? İyi bir yazılımcı olabilmek için neler yapılması gerekir?

KİŞİ:Bence önce merak etmesi ve hayal kurması lazım. Bunun için de bol bol okuma yaparak geleceğin dünyasını anlamaya çalışmalı. Bu dünyada hangi değişimi tetikleyecek veya neyin değişmesini, kaybolmasını engelleyecek ? Bu soruya vereceği güçlü bir cevap onu başarılı kılacaktır.Çünkü soruya cevap vermesinin ardından gereken dili öğrenebilir, projesini hayata geçirebilir. Burada İngilizce’ye hakim olmak, Upwork, Github tarzı platformlardan faydalanmak ciddi zaman tasarrufları sağlayacaktır.

RÖPORTÖR:.Değerli bilgileriniz ve vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum.

KİŞİ:Ben teşekkür ederim.İyi günler dilerim.

Evett sevgili okurlarım.Bugünkü röportajımızın da sonuna kaldık.Bir sonraki yazılarımda da görüşmek üzere.

buğra ayan kitapları ile ilgili görsel sonucu

Fotoğraf Kaynak: alternatifkitap.com

buğra ayan kitapları ile ilgili görsel sonucu

Fotoğraf Kaynak: abaküskitap.com

Buğra Ayan’ın kitaplarını sizlerle paylaşmak istedim.Okumanızda fayda var diye düşünüyorum.İyi günler dilerim:)))

İLETİŞİM BİLGİLERİ

HURİYE BÜŞRA ÖZTÜRK

Yazı kategorisi: KUANTUM ENERJİSİ-METAFİZİK

NLP UZMANI VE KİŞİSEL GELİŞİM UZMANI OLAN AYŞE PEHLİVAN İLE KUANTUM ENERJİSİ,MELEK ENERJİLERİYLE TEDAVİ YÖNTEMİ,NLP ÜZERİNE RÖPORTAJ ZAMANI…

47187867_2266895626873761_1607577452547145728_o

Merhaba sevgili okurlarım.Bugün karşınıza yepyeni bilgilerle geldim yine.NLP uzmanı,kişisel gelişim uzmanı ve yaşam koçu olan Ayşe Pehlivan ile yaptığımız röportaja başlayabiliriz o halde.

RÖPORTÖR:Merhaba Ayşe Hanım.Öncelikle bana vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

KİŞİ:Merhaba.Rica ederim büyük bir memnuniyetle kabul ettim.

RÖPORTÖR: O zaman başlayalım.Öncelikle hayat hikayenizden bahsedebilir misiniz?

KİŞİ:Ben Ayşe Pehlivan.Benim bu işle ilgili yolculuğum 27 yaşındayken bir sinir boşalması yaşamamla başladı.İki tane çocuğum vardı.Lisede çocuk gelişimi okudum ve  bu yüzden kreşte öğretmenlik yapmıştım.Evlenince işimi bıraktım ve çocuklarımı yetiştirmeye başladım.Sonrasında 27 yaşındayken sinir boşalması yaşadım.Ciddi bir rahatsızlıktı.Neredeyse yürüyemiyordum bile.Beni eşim ve çocuklarım hastahaneye götürdüklerinde beni sırtına alarak götürdüklerini söylediler.Bu süreçte tedaviyi kabul etmedim.Kendi kendime “Benim kitaplarım var” dedim.Zaten o zamanlar psikoloji,kuantum gibi konular en çok merakım olan konulardı.Bununla ilgili pek çok kitap okuyordum.Yattığım yerde kitaplarıma sarıldım.Sonra beyin gücünü kullanmaya başladım.Fiziksel olarak sporla vücudumu destekledim.Sonra bunların seanslarını almaya başladım.Bu seansları kişisel gelişim yolunda daha yeni tanıyordu Türkiye. Kuantum,enerji,NLP gibi seanslarla bir yola girmiş oldum.İyileşmeye başladım.Hiç bir ilaç hiç bir tıbbi tedavi görmeden iyileşmeye başladım.Çoğunun iyileşemez dediği hastalardan biriydim.İyileşmeye başlayınca bu işin eğitimlerini almaya başladım.Kişisel gelişimin neredeyse tüm eğitimlerinin çoğunu aldım.Sonra NLP’yi keşfettim. NLP’nin tamamen tamamen beyni programladığını,somut olduğunu gördüm.Hayata bakış açısını kısacası her şeyi programlamaya başladığını gördüm.Sonra Trainer oldum.Eğitimlerimi ve uzmanlığımı aldım. NLP’yi dünyaya tanıtan ve NLP’nin kurucularından biri olan Dr.Wyatt Woodsmall ‘dan eğitim aldım.Eğitmenlik eğitimini bir daha almış oldum.İlerleyen zamanlarda Access Bars yoluna girdim.Devamında ise Yaşam Koçluğu vardı.Zaten  bir yola girince devamı geliyor.Sizin enerjiniz neyi çekiyorsa o şekilde devam ediyor.Bu süreçten sonra çalışma hayatına başladım.4-5 sene Tunalı’daydı ofisim.Sonra merkez bir yerde olması gerektiğini düşündüm ve Kızılay’a indim.4 yıldır da Kızılay’dayım.Yani işin özeti 8-9 yıldır bu sektörde çalışmaktayım.

RÖPORTÖR: NLP nedir?Bu tedavi yöntemini nerelerde kullanabiliriz?Detaylı olarak açıklar mısınız?

KİŞİ:NLP,sinirlerimizi ve dilimizi programlamak demektir.Kısacası hayatımızı programlamak demektir.NLP’yi tüm alanlarda kullanabiliriz.Bunu başarı,motivasyon,kendi potansiyelini fark edebilmek için, depresif ruh halinden kurtulmak için,enerjimizi artırmak için yani kısacası her alanda kullanabiliriz.Bunu yıllar önce aslında başarılı insanlar kullanmışlar.Deneyerek,tecrübe ederek bunu kullana kullana işe yaradığını fark etmişler.Siyasilerimizin tabanına baktığımızda mutlaka NLP eğitimi vardır.Bu şekildedir.

RÖPORTÖR: Kişisel gelişim uzmanı olmaya nasıl karar verdiniz?Şu an hangi alanlarla ilgileniyorsunuz?

KİŞİ: NLP Master Trainer olarak devam ediyorum.Önceden uzmanlar yetiştiriyordum şimdi eğitmenler yetiştiriyorum. Access Bars ‘ı çok seviyorum.Hızlı ilerliyor ve gelişiyor. Access Bars, başımızın 32 noktasına uyguladığımız bir yöntemdir. Özellikle öğrencilerime çok uyguluyorum koçluk yaptığım öğrencilerime. Hard disk’in nasıl bilgi koyduğunda hafızası doluyor ve depolaması zorlanıyorsa öğrencilerimizin beyni de bu şekildedir.Okuyup anlayamama problemlerini aşmaları için uyguluyorum.Bilgiler daha güzel oturuyor,stres ve kaygı azalıyor,en önemlisi de sınava rahat bir şekilde girebiliyor.Hem NLP, hem Access Bars, hem de öğrenci koçluğuyla güzel bir şekilde devam ediyoruz.Çok küçük yaş grubuna çocuk psikoloğumuz Burcu Hanım bakıyor.Ben genelde büyük yaş grubu alıyorum.Ben daha çok ergen,gençler,yetişkinler,OKB’li hastalar,takıntı hastaları gibi grupları almaya çalışıyorum.Yani yaş grubuna ergen gruptan başlayıp ileri yaşlar(80) diyebiliriz.

RÖPORTÖR: Kişisel gelişim uzmanı olmak isteyen birisine verebileceğiniz en önemli tavsiyeler nelerdir?

KİŞİ:Ben çok fazla eğitim aldığımdan eğitimlerin içeriğini bildiğimden ötürü NLP’den başlamalarının doğru olacağını düşünüyorum.Çünkü temeline indiğimizde,kişisel gelişim eğitimlerinin hepsinin altında NLP vardır. NLP eğitimi aldıktan sonra diğer eğitimleri alırken zorlanacaklarını düşünmüyorum.Yani bir binanın temeli olarak düşünebiliriz.

RÖPORTÖR:Bu işin uzmanı olabilmek için psikoloji mi okumalı yoksa başka eğitimlerle de bu işi yapabilir miyiz?

KİŞİ: Benim işimde kullandığım bilgiler okullarda okutulmuyor. Psikoloğumuz Burcu Hanım ile bu konu üzerine konuşuyoruz.Onun bildiklerini ben bilmiyorum,benim bildiklerimi o bilmiyor. Ama bizim bildiklerimiz özel eğitimlerde verilen özel tekniklerdir.Onlar hayatı kurtarıyor.Öyle olunca akademik bilgiyle benim yaptığım işin çok ilgili olduğu söylenemez.Şuan ben de psikoloji eğitimi alıyorum.Fakat bunu kendim istediğim için yapıyorum.Benim iş hayatıma çok da bir şey katacağından değil aslında. Teknikleri akademik bilgide vermiyorlar.

RÖPORTÖR: Kuantum enerjisinin günümüzde var olduğunu ve insanların enerjiyle yaşadığını insanlara anlatırken problem yaşıyorum.Yani siz bu durum üzerine biraz yorum yapar mısınız?

KİŞİ:Mevlana’nın,Peygamber’imizin sözlerine bakarsanız NLP’nin temelinin oralardan geldiğini görürsünüz. Fakat biz Amerika’dan değişik şekilde almışız ve onu harmanlayıp kullanmışız.Aslında özümüzde zaten var. NLP diyor ki; kelimelerinizi düzgün seçin,Mevlana diyor ki;sana kötülük yapana iyilik yap.Aslında aynı anlamlara geliyor söyledikleri.Sadece ifade ediliş şekilleri farklı.Bu sözler zaten var.Maneviyatla doğru orantılı.İnsanlar bizlerden eğitimler aldıktan sonra “şükür” kavramını hayatlarına daha çok koyuyorlar.Yeni bir hayat şekillendiriyoruz.Bu nedenle de inanmış oluyorlar bizim işimize.

RÖPORTÖR: Dr.Wyatt Woodsmall’ı anlatabilir misiniz?

KİŞİ: Hocam,dünyaya NLP’yi tanıtan popüler kişilerin hocasıdır.Kendisi şu an 72-73 yaşlarında. Eskisi kadar eğitim veremiyor şu an.Verdiği zaman hemen gidiyoruz zaten.Değerli bilgilerinden yararlanıyoruz. NLP’yi yaşayan kişilerden  birisi.Amerika’da yaşamaktadır şu an.Ve kendiyle de gurur duyuyorum.

RÖPORTÖR: Metafizik ve melek enerjileriyle ilgili bilgilendirme yapabilir misiniz detaylı bir şekilde?

KİŞİ: Benim spiritüel koçluk eğitimim de var.Melek enerjisiyle tedavi yöntemi biraz spiritüel koçluğa kayıyor.Seanslarımın arasında kullandığım eğitimlerden birisidir.Fakat onun bizzat eğitimlerini vermiyorum. Her uzman her şeyi yapabilecek diye bir şey yoktur.Ben hangi alanda insanlara fayda sağlamaktan mutlu oluyorsam o alanda ilerlemem daha güzel kendi açımdan.Meleklerle ilgili çalışmalarımız burada çok yapıldı.Ben kendim de bizzat yaptım. İslamın şartlarından şartlarından birisi “Meleklere inanmaktır”.İnancımız gereği melekler bu evrende var.Ama Allah onlara şunu söylemiştir;insanların isteği olduğu sürece onlara yardım edin.Bildiğim kadarıyla bu şekilde.Mesela şu şekilde;meleklerin ismini söyleyerek dua ediyorsunuz.”Ya Cebrail meleğim;bana şu konuda  yardımcı olur musun?” dediğinizde evren kapılarını açıyor. Rabbim size yardım ediyor.Bu bilgiyi kullanabilirsiniz.Mikail olsun Cebrail olsun her melek size bu konuda yardımcı olacaktır.Benim bu konuda bilgim bu kadar.

RÖPORTÖR: Öğrencilerimiz sınav esnasında stres kontrolünü enerji sayesinde nasıl sağlayacaklar?
KİŞİ: Öğrenciler sınavlarından önce bize geliyorlar sınav stresini kontrol etmek için.Ne kadar kurtarabilirsek kurtarmaya çalışıyoruz.Kendine inancı yoksa inanç oluşturuyoruz,sınav stresini ve kaygıları yok etmeye çalışıyoruz NLP teknikleriyle,bu korkuların sınav esnasında geldiğinde nasıl baş etmesi gerektiğini öğretiyoruz.Sonuçta sınava öğrenciyle beraber biz girmiyoruz.Bilgilerini nasıl aktarabileceğini öğretiyoruz enerjiler sayesinde.Kaygıdan önce bilginin ön plana getirilmesini öğretiyoruz.Onu planlıyoruz.Bu bir süreç aslında.Öğrenci koçluğunda yaptığımız süreç.Öğrencilerimiz dershanelere,özel derslere gidiyorlar.Aslında biraz zaman önce de bizlere gelseler sınav süreçleri çok kolaylaşıyor.Gerek duyulmadığı düşünülse de gerekli.Şu an istediği okula yerleşen pek çok öğrencim var.O yüzden güzel sonuçlar aldık ve almaya devam ediyoruz.

RÖPORTÖR: Paranoyak ya da panik atak olan bir hastanız oldu mu? Bu hastalıkları aşmak için nasıl bir yöntem izliyorsunuz?

KİŞİ:  Panik atak bizim için basit. OKB gibi klinik hastalarım oldu.Onlara ilaç yazma ya da bıraktırma gibi bir yetkim yok.Onları manevi olarak iyileştiriyorum.Zaten böyle bir durumda klinik hastalar kendiliğinden ilaç bakımından da ihtiyaç duymamaya başlıyor. Gelen insanlar zaten ehl-i keyf olarak gelmiyor. Bir de insanlar bizi bulurken çok şey yaşayarak buluyor.Kolay olarak gelmiyor.Bir sürü tedavi,psikologdan sonra bizi buluyorlar.Artık umutlarının bittiği  anlarda gelenler var.Ve sonuç güzel gidiyor.En sonunda kurtuluyorlar.Zaten o insanı iyileştiremeyeceksem  ne o insanın parasını alırım ne hayallerini alıım.Hiç bir şeyini almam,umut da vermem.Yapamayacaksam geri gönderirim.Etik olan da budur.Kanser gibi rahatsızlıkları da tedavi ettik.Kanser rahatsızlığı,psikolojik bir rahatsızlıktır temeline inildiğinde.Migren,bel ağrısı,mide ağrısı,tansiyon,şeker gibi hastalıkların temeline indiğimizde stresin varlığını görebiliriz.Bunu çözmemizin yolu da NLP yöntemidir.Yani onlara “bu hastalığı nasıl kendinize bulaştırdıysanız,nasıl kendinizi bu hale getirdiyseniz şimdi kendinizi eski halinize getirecekseniz” düşüncesini uygulamayı öğretiyoruz.Kanser hastama “kemoterapiyi durdur “diyemem. Ama yavaş yavaş tedavi olmasına yardım ederim.Onlara kanserle mücadeleden ziyade onu hayatına kabul edip  nasıl yaşamına devam etmesi gerektiğini öğretiyoruz.Artık hasta,öfkeli olmaktan ziyade hayata tutunmayı öğreniyor.İntihar eden hastamı yedi yirmi dört takip edemem.Sadece onun hayata tutunmasını sağlayabilirim.Bu tarz hastalarımızı sık seanslarla alıyoruz.Yani bu şekilde yenemeyeceğimiz psikolojik rahatsızlık yok.

RÖPORTÖR: Çok teşekkür ederim değerli bilgileriniz için.

KİŞİ:Ben teşekkür ederim.İyi günler dilerim

RÖPORTÖR:İyi günler.

Evett sevgili okurlarım.Bir röportajın daha sonuna geldik.Umarım beğenirsiniz.Değerli bilgileri için Ayşe Pehlivan’a çok teşekkür ediyorum. Ankara’da olan sevgili arkadaşlarımın iletişimi için adresi ve numarayı paylaşacağım.

Adres: GMK Bulvarı Özveren Caddesi No: 16/14 Demirtepe / Ankara
Tel: 0312 804 06 12
Gsm: 0532 458 12 39

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere:)))

Yazı kategorisi: VERDİĞİM KONFERANSLAR-TOPLULUK ÖNÜNDE KONUŞMA SANATI

TOPLULUK ÖNÜNDE KONUŞMA SANATINI UYGULAMAYA DÖKMEK…

IMG-20181129-WA0009

Merhaba sevgili okurlarım.Hayallerimden birisi “Topluluk önünde konuşma sanatını uygulamaya dökmek” idi. İnsanların en önemli sorunlarından birisi kendini doğru şekilde ifade edememek.Toplum olarak kabul ettiğimiz kanılar bana çok yanlış geliyor.Eğitimde sadece akademik başarıya önem veriyoruz.Oysa ki insanın gelişimi;akademik başarıyı ve sosyal başarıyı bir araya getirmekle ancak mümkün.Gerçek başarı akademik başarının yanında kişisel gelişime önem vermekten geçer.Önemli olan sadece akademik anlamda başarılı olmak değildir.Kendini geliştirmeyi ve akademik başarıyı hayatına dengeli bir şekilde yerleştirmektir.Bir kere kendini doğru ifade edebilmelisin.Hitabet sanatını geliştirmelisin ve topluluk önünde konuşma fobini yenmelisin.Bu çok önemli bir detay bana göre.Ben de hep bunu yapmak istemiştim.Yaşamış olduğum deneyimleri,edindiğim bilgileri,mesleğimi,üniversite sınavının nasıl atlatılacağı gibi bilgileri paylaşmak istedim.Mezun olduğum okulum Hatice Cemil Ercan Anadolu Öğretmen Lisesi’nin 120 kişiden oluşan fen lisesi grubuna “Endüstri Mühendisliğinden Girişimciliğe giden kişisel gelişim yolculuk hikayesi” adlı bir konuşma yaptım. Kendileri verimli olduğunu düşündüklerini dile getirdiler ve bu da beni çok memnun etti.Umarım bilmeyen birilerine bir fikir,bir umut olmuşumdur. Gelecekteki hayatlarını şekillendirirken bir nebze de yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.Bu hayali de gerçekleştirdiysek bir sonrakilere adım adım devam edelim:)

IMG_20181129_175627_825

IMG_20181129_175627_828

 

Başka okullara,başka beyinlere,başka hayatlara da ulaşmak dileğiyle:))

HURİYE BÜŞRA ÖZTÜRK